Sıcakların Cilt Sağlığına Etkileri

 

Vüdumuzun örtüsü olan, dış ortamla organizma arasında bağlantıyı sağlayan en büyük organımız deridir. Kendine özgü birçok görevi olan derinin en önemli özelliklerinden biri iç ve dış etkenlere karşı koruma görevidir. Bunlar; vücut ısısının düzenlenmesi, travmalara, güneş ışınlarına, sıcak, soğuk gibi fiziksel ve kimyasal etkenlere karşı koruma olarak sayılabilir.

Yoğun güneş ışınlarına ve sıcak havaya maruz kaldığımız yaz aylarında derimizde kısa ve uzun dönemde bir takım değişimler gelişebilmektedir. Deriye ulaşan güneş ışınlarının bir kısmı derinin üst tabakası tarafından emilir, bir kısmı da alt tabakaya doğru iletilerek depolanır. Depolanan güneş ışınları da deriyi bir süre sonra hasarlayabilir, gözle görülür değişimlere neden olabilir. Güneşin zararlı etkileri rüzgar, su, kum yansımaları ile daha da artar.

Korumasız olarak kısa sürede ve yoğun miktarda maruz kalınan güneş ışınları sonucunda güneş yanıklarına meydana gelir. Etkilenen bölgelerde kızarıklık, yanma, batma hissi, ağrı, su kabarcıkları şeklinde şişlikler ve soyulma şeklinde kendini gösterir. Şiddetli güneş yanıkları olan bölgelerde uzun vadede güneş lekeleri, çiller, deride kalınlaşma ve kabalaşma, telenjiektazi dediğimiz ince damarların oluşması, derinin esnekliğini kaybetmesi, erken yaşlanma belirtileri oluşabilir. Yaşamın ileri dönemlerinde melanom dediğimiz deri kanseri gelişme riski de artar.

Güneşe çıktıktan dakikalar, saatler sonra başlayan diğer reaksiyon da güneş allerjileridir. Güneşe açık tüm bölgelerde görülebilir, giysilerin ya da mayonun kapadığı bölgeler ise etkilenmez. Çok çeşitli nitelikte, kaşıntılı, bazen sulantılı deri döküntüleri gelişebilir. Güneşle temasın kesilmesinden sonra kendiliğinden de kaybolabilir, şiddetine göre medikal tedavisi yapılabilir. Ancak , yüksek koruma faktörlü koruyucular sürülmediği sürece, güneşle olan her temasta benzer şikayetler yeniden karşımıza çıkar.

Güneş ışığında korunmanın en pratik yolu saat 11.00-15.00 arasında bina dışına çıkmamaktır, ancak günlük hayatta her zaman buna uyulması mümkün olamamaktadır. Koruyucu giysiler, geniş kenarlı şapkalar, terlemeye neden olmayacak pamuklu, hafif, bol ve açık renkli giysiler tercih edilmelidir. Yüksek koruma faktörlü, UVA ve UVB için kimyasal ve fiziksel filtreleri içeren güneş koruyucu kremler, güneşle temas etmeden 15 dakika önce tüm vücuda sürülmelidir. Eğer 1saatten uzun deniz yada havuz suyunda kalındıysa, 3 saatin üzerinde güneşe açık mekanlarda bulunulduysa güneş koruyucu kremin tekrar deriye uygulanması gerekmektedir.

Aşırı sıcaklar sonucunda deride en sık gördüğümüz değişikliklerin biri de deri kuruluğudur. Normalde, derinin üst tabakasında yer alan ve stratum korneum denilen ölü hücrelerden oluşan keratin doku yer alır. Keratin tabaka su tutan maddeler içerir ki, bu su içeriği %10 ve üzerinde olmalıdır. Ayrıca derinin alt kısımlarından su kaybını da önler. Sıcak hava, rüzgar, terlemenin artması, sık duş veya banyo yapılması, uzun süre yüzmek gibi faktörler, keratin dokunun su içeriğinin azalmasına sebep olur ve deri kuruluğunun gelişmesine yol açar. Bir süre sonra bu kuruluğa kaşıntı hissi de eşlik eder. Deri kuruluğunun giderilmesi için derinin kaybettiği nemi tekrar geri vermeye yarayan tıbbi nemlendiricilerden yararlanmak gerekir. Özellikle sıcak aylarda çok sıcak su ile uzun süreli banyo veya duş yapmaktan kaçınılmalı, derinin koruyucu asit ve yağ mantosunu ortadan kaldıran sabun ve temizleyicilerden kaçınılmalıdır. Günlük ılık su ile alınan duşun hemen ardından uygulanan nemlendiriciler, derinin kaybettiği suyu takviye edecektir. Havlu ile çok sert ovalayarak kurulanma yapılmamalıdır. Günlük su tüketimi 2 litrenin altına düşmemeli, özellikle bu aylarda kahve, alkol, şekerli içeceklerin tüketimi, vücuttan su kaybına neden oldukları için azaltılmalıdır.

sayfa başı

Dr.Tuğba Türker

Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı
(Acıbadem Bursa Hastanesi)

 

geri