Sayfayı Yazdır
MEME
KANSERİ İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER
• KANSER
NEDİR ?
• MEME
KANSERİ NEDİR ?
• MEME
KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ NEDİR
?
• Yaş
• Kişisel
Meme Kanseri
Hikayesi
• Ailede
Meme Kanseri
Hikayesi
• Daha
Önce Meme Biopsisi Yapılmış
Olması
• Fertil
Çağ
Süresi
• Doğurganlık
Hikayesi
• Sosyoekonomik
Seviyenin
Yüksekliği
• Östrojen
Hormonu Tedavisi
Görenle:
• Doğum
Kontrol Hapı
Kullanılması
• Alkol
Kullanılması
• Sigara
• Şişmanlık
Ve Yağlı Beslenme
• MEME
KANSERİ RİSKİ AZALTILABİLİR Mİ ?
• MEME
KANSERİ ÖNLENEBİLİR Mİ ?
• MEME
KANSERİ NASIL ERKEN TESPİT EDİLEBİLİR ?
• KADINLAR
KENDİLERİNİ NASIL MUAYENE ETMELİDİR ?
• MUAYENE
SIRASINDA FARKEDİLEBİLECEK DEĞİŞİKLİKLER
NELERDİR?
• MAMOGRAFİ
NEDİR ?
• MAMOGRAFİ
NE ZAMAN ÇEKTİRİLİR ?
• MAMOGRAFİ
ÇEKTİRMEYE GİDERKEN NELERE DİKKAT ETMELİ ?
• MEMEDE
BİR KANSER VARSA MAMOGRAFİ İLE MUTLAKA TANI KONUR MU
?
• MEMEDE
BİR KİTLE TESPİT EDİLDİĞİNDE NE YAPILMALI?
• MEME
KANSERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR ?
• MEME
AMELİYATLARI NELERDİR ?
• KEMOTERAPİ
NEDİR ?
• HORMON
TEDAVİSİ NEDİR ?
• IŞIN
TEDAVİSİ (RADYOTERAPİ) NEDİR?
• ERKEKLERDE
MEME KANSERİ GÖRÜLÜR MÜ ?
• DÜNYADA
MEME KANSERİ GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?
• TÜRKİYEDE
MEME KANSERİ GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?
• DÜNYADA
MEME KANSERİ ARTIŞ GÖSTERİYOR MU?
• MEME
KANSERİNDEN ÖLÜM ORANI YÜKSELİYOR MU?
• MEME
KANSERİ TOPLU TARAMASI NASIL YAPILIR ?
• MEME
KANSERİ TEDAVİSİNİ KİM YAPAR?
• MEME
REKONSTRÜKSİYONU NEDİR ?
• MEME
PROTEZİ NEDİR?
MEME KANSERİ İLE İLGİLİ GENEL
BİLGİLER
Genç kadınlar, memenin
vücutlarının saklı ve gizemli bir parçası olduğuna
inandırılarak yetiştirilirler. Görülmesinin,
dokunulmasının ve hakkında açıktan konuşulmasının
toplumsal bir tabu olduğu kabul edilir. Erginliğe
ulaşıldığında farklı bir duygu da birlikte gelişerek
meme, kadınlığın sembolü durumuna gelir. Bebek için
beslenme, karşı cins için cinsellik işlevi kazanır.
Taşıdığı gizem ve sembollerin yanında memenin
diğer bir özelliği de, kadın sağlığı ile olan
ilişkisidir. Meme ve sağlık arasındaki bu ilişki
yeterince vurgulanmadığı için, herhangi bir meme
hastalığı karşısında kadın, büyük bir şaşkınlık ve
korkuya uğramaktadır.
Gelişmiş ülkelerde,
kadınların hekime baş vurmalarının başlıca nedenlerinden
biri, meme ile ilgili yakınmalardır. Tüm yaşamı boyunca
kadının memesinde bir sertlik fark etmesi, yada ağrı
gelişmesi sık rastlanan bir yakınmadır. Memede fark
edilen sertliklerin, kitlelerin ve değişikliklerin büyük
bir çoğunluğu kanser değildir. Eğer kanserse bile, erken
tanınabilirse, tedavisi mümkündür.
Kitapçığımızın bu bölümü, sizin memeniz ile
tanışmanız , başkaları için gizemini korusa bile, artık
sizin bu duyguyu aşıp bu organınız ile karşı karşıya
gelmeniz amacı ile hazırlandı.
KANSER NEDİR ?
Anneden gelen yumurta ve babadan gelen
spermin birleşmesi ile annenin ve babanın genetik
bilgilerin taşıyan tek bir hücre meydana gelir. Bu
genetik bilgiye DNA adını veriyoruz. Bu tek hücre, DNA
kontrolünde çoğalarak 100 trilyon sayısına ulaşınca
erişkin bir oluşur.
Bütün hücreler görevlerini
DNA kontrolünde yerine getirir. Hücreler bazı zamanlarda
organizmanın ihtiyacını karşılamak üzere çoğalırlar. Bu
çoğalma yine DNA kontrolündedir. Bazen çeşitli nedenler
ile DNA üzerinde bazı değişiklikler meydana gelir. İşte
hücrelerin çoğalmasını kontrol eden bölüm değişirse,
hücrelerin çoğalmalarını kontrol eden mekanizma ortadan
kalkar. Bunun sonucu hücrelerde kontrolsuz aşırı bir
çoğalma başlar. Kontrol ortadan kalktığı için
organizmanın sadece belirli bir organında çoğalması
gereken hücreler, kan ,lenf veya komşuluk yolu ile
organizmanın diğer yerlerine gider ve orada da çoğalmaya
başlar. İşte, kontrol dışı çoğalmaya başlayan bu
hücrelere kanser hücreleri, oluşturdukları klinik
tabloya da kanser hastalığı denir.
MEME KANSERİ NEDİR ?
Meme, süt bezleri ve burada üretilen
sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt
bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, yukarıda
tanımladığımız şekilde, kontrol dışı olarak çoğalmaları
ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam
etmelerine meme kanseri denir. |
Flash Player Yükleyiniz... |
MEME KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ NEDİR
?
Bazı özellikleri taşıyan
kadınlarda, meme kanserinin daha sık görüldüğünü
biliyoruz. Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu
risk faktörlerini taşıyan kişilerin mutlaka meme
kanserine yakalanacakları söylenemez. Sadece, bu
faktörleri taşımayanlara göre, daha fazla meme kanserine
yakalanma olasılıkları olduğunu biliyoruz. Bu faktörleri
taşımayan kişiler de meme kanserine yakalanabilirler.
Meme kanserine yakalanan kadınların yarısı, bu risk
faktörlerini hiç taşımamaktadır. Bu nedenle, risk
faktörlerinin taşımayan kişiler de olağan kontrollerini
yaptırmalıdırlar.
Meme kanserine
yakalanma riskini artıran faktörleri kısaca şu şekilde
sayabiliriz;
• Yaş: İleri yaş önemli bir risk faktörüdür.
Yeni meme kanseri tanısı konan kadınların % 70'i, 50 yaş
üzerindedir. Diğer bir deyimle, yaşı 50 yaş üzerinde
olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı, yaşı 50
yaşın altında olan kadınlardan 4 kat daha fazladır. Bu
nedenle, 50 yaş üzerindeki her kadın, mutlaka yılda bir
defa hekime baş vurarak muayene olmalı ve mamografi
dediğimiz meme filmini çektirmelidir.
• Kişisel meme kanseri hikayesi: Daha önce meme kanseri geçirmiş ve tedavi olmuş
kadınlarda, diğer memede kansere gelişme olasılığı
normal kadınlara göre 3-4 kat daha fazladır.
• Ailede meme kanseri hikayesi: Aile yakınları arasında meme kanserine yakalanmış
kadınların, meme kanserine yakalanma olasılığı, diğer
kadınlara göre daha fazladır. Örneğin, kız kardeşi veya
annesi meme kanserine yakalanan bir kadının, meme
kanserine yakalanma riski, diğer kadınlardan 2- 5 kat
daha fazladır. Bu kadınlar daha sık ve dikkatli
izlenmelidir. Bu şekilde sorunları olan kadınlar, meme
kanseri genetik danışmanlığının yapıldığı kliniklere baş
vurarak risklerini hesaplattırmaları gerekir. Eğer aile
geçiş riski yüksek bulunursa, genetik testi
yaptırmalıdırlar. Vakfımız polikliniğinde bu hizmet
verilmektedir.
• Daha
önce meme biopsisi yapılmış olması: Memede bir kitle
nedeni ile biopsi yapılmış ve iyi huylu bir tümör
saptanmış olabilir. Bazı kanser olmayan iyi huylu
tümörlerin bulunması, kanser gelişme riskini değişik
oranlarda artırabilmektedir. Bu, tümörün hücresel
yapısına göre değişir. Örneğin, yapılan bir biopside,
çıkartılan kitlenin patolojik incelemesi sonucu atipik
hiperplazi tanısı konmuş kadınlarda ( bu tamamen iyi
huylu bir tümördür), meme kanseri gelişme oranı normal
kadınlara göre daha fazladır.
• Fertil çağ süresi: Adet görmeye erken
başlanması, menapoza geç girilmesi, fertil cağı
uzatmaktadır. Bu sırada kadın daha uzun süre östrojen
hormonu etkisi altında kalmakta, meme kanseri gelişme
riski artmaktadır. Erken menopoza giren kadınlarda
hormon tedavisi yapılmıyor ise, meme kanseri riski
önemli ölçüde azalmaktadır. Elli yaşından sonra adet
görmeye devam eden kadınlarda, meme kanserine yakalanma
riski az da olsa artmaktadır.
• Doğurganlık hikayesi: İlk çocuğu doğurma
yaşı önemlidir. İlk çocuğunu 30 yaşından sonra doğuran
kadınlarda meme kanseri görülme oranı 20 yaşından önce
doğuranlara göre 2 kat fazladır. Hiç çocuk doğurmayan
kadınlarda risk hafif yükselmektedir
• Sosyoekonomik seviyenin
yüksekliği: Varlıklı, sosyoekonomik düzeyi yüksek
olan kadınlarda, meme kanseri görülme oranı daha
fazladır. Bu ailelerin kızları daha iyi beslendikleri
için daha erken gelişmekte ve erken yaşta adet görmeye
başlamaktadır. Ayrıca bu çocuklar büyüdükleri zaman
eğitim ve iş nedeni ile daha geç evlenmekte ve daha geç
çocuk sahibi olmaktadırlar. Bu nedenlere bağlı olarak
fertil çağın erken başlaması, geç doğurma gibi nedenler
sebep olarak sayılabilir. Ayrıca bunların dışında başka
faktörler de rol almaktadır.
• Östrojen hormonu tedavisi görenler: Menopoz
nedeni ile uzun süre östrojen tedavisi ( 10 yıldan
fazla) gören kadınlarda, meme kanseri oranı artmaktadır.
Fakat, hormon tedavisi almayan kadınlarda da, kalp
hastalıklarında ve osteoporoz gibi sorunlarda artış
ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, menopoz yakınmalarının
azaltılması amacı ile, östrojen verilmesi önerilebilir
fakat, mutlaka bir hekim kontrolu altında yapılmalıdır.
• Doğum kontrol hapı
kullanılması: Bu konuda farklı görüşler olmakla
birlikte hafif bir risk artışı olduğu ileri
sürülmektedir. On yıl önce doğum kontrol hapını bırakmış
olan kadınlarda ise, bu risk tamamen ortadan
kalkmaktadır.
• Alkol
kullanılması: Fazla alkol alan kadınlarda, almayan
kadınlara göre risk nispeten artmaktadır. Günde 3 bardak
yüksek dereceli alkol içen bir kadının meme kanserine
yakalanma riski, hiç içmeyen kadına göre 2 kat daha
fazladır. Alkol alımının günde bir kadeh ile
sınırlandırılması önerilmektedir.
• Sigara: Sigaranın kesin bir
etkisi gösterilememiştir. Fakat, genel sağlığı
etkilediğinden dolayı bırakılması önerilmektedir.
• Şişmanlık ve yağlı
beslenme: Bazı çalışmalarda şişmanlığın, özellikle
50 yaş üzerindeki kadınlarda meme kanserine yakalanma
riskini artırdığı gözlenmiştir. Özellikle, doymuş
yağların fazla bulunduğu yağlı et gibi yemekler ve yağlı
süt ürünlerinin fazla alınmasının bu riski artırdığı
ileri sürülmüştür.
MEME KANSERİ RİSKİ AZALTILABİLİR Mİ ?
Egzersiz: Yoğun egzersiz ve jimnastik
yapan kadınlarda meme kanseri riskinin azaldığı
gözlenmiştir. Bu nedenle, tüm kadınlara önerilmektedir.
Beslenme:Meme kanseri ile beslenmenin önemli
ilişkisi vardır. Sebze ve meyveden zengin beslenme, ağır
yağlı yiyeceklerden uzak durulması önerilmektedir.
Günlük gıda alımına C vitamini, betakaroten gibi
antioksidanların eklenmesinin koruyucu etkisi olduğu
ileri sürülmektedir.
Kısaca;
• Şişmanlığın
azaltılması,
• Alkol alınıyorsa bırakılması.
•
Hafif egzersiz yapılması(haftada 4 saat tempolu
yürüyüş),
• Sebze ve meyvenin bol
tüketilmesi,
gibi basit önlemler ile meme kanseri
riski % 30-40 oranında
azaltılabilmektedir.
MEME KANSERİ ÖNLENEBİLİR Mİ ?
Henüz meme kanserini kesin önleyen bir
yöntem henüz yoktur. Günümüzde bilinen tek yöntem, erken
tanıdır. Erken tanı sayesinde, meme kanserinin getirdiği
sorunlar büyük oranda çözülebilmektedir. Bu sayede
hastalığın toplumda yaptığı hasar en aza indirilebilir,
yaşam süresi ve kalitesi önemli ölçüde arttırılabilir.
Erken teşhis için bilinen en iyi ve etkili
çözüm, kadınların risk durumlarına göre belirlenmiş olan
muayene ve tetkik protokollarının uygulamasıdır.
MEME KANSERİ
NASIL ERKEN TESPİT EDİLEBİLİR ?
Meme kanserinde erken teşhis
yöntemleri, hastanın taşıdığı risk faktörlerine göre
değişmektedir. Bu risk faktörlerinin arasında en başta
yaş gelmektedir. Daha genç yaşlarda ortaya çıkabilmesine
rağmen, ilerleyen yaş gruplarında bu risk artmaktadır.
Bu nedenle ilerleyen yaş gruplarında erken teşhis için
alınması gereken önlemler, daha erken yaş gruplarına
göre farklılık göstermektedir.
Yirmi yaş
üzerindeki kadınlar, her ayın belirli bir döneminde
kendi kendilerini muayene etmelidirler. Bu muayene
sırasında meme dokusunda farklılık olup olmadığı
araştırılır. Eğer bir değişiklik tespit edilirse derhal
bir hekime baş vurulmalıdır. Bir değişiklik saptanmasa
bile, üç yılda bir kez hekim tarafından muayene
edilmelidirler.
Kırk yaşına gelen kadınların,
kendi yaptıkları periyodik muayeneye ek olarak her yıl
bir kez hekim tarafından muayene edilmeleri gereklidir.
Ayrıca her yıl veya iki yıl ara ile mamografiyi
çektirmeleri gereklidir.
Elli yaşından sonra,
kadınlar kendilerinin periyodik muayenelerine ve her yıl
bir defa hekim muayenesine devam etmeli ve mamografi
dediğimiz meme filmini her yıl çektirmelidir.
KADINLAR
KENDİLERİNİ NASIL MUAYENE ETMELİDİR ?
Erken teşhis için her kadının ayın
belirli bir günü kendisini muayene etmesi gerekir. Her
ay kendisini düzenli olarak kendisini muayene eden bir
kadın, memesinde ortaya çıkan bir kitleyi çok daha erken
fark eder.
Kadınlara kendilerini muayene
etmesini öğreten çeşitli kitap ve broşürler var. Fakat
bu çoğunlukla yetersiz kalmaktadır. Meme muayenesini
öğreten silikon meme kiti ve video filmleri
bulunmaktadır. Vakfımızda meme muayenesi eğitimi, bu
araçlar ile seminerler şeklinde verilmektedir.
MUAYENE SIRASINDA
FARKEDİLEBİLECEK DEĞİŞİKLİKLER NELERDİR?
Aşağıda değişiklikler fark edildiğinde,
gecikmeden bir hekime baş vurulmalıdır.
• Memede iki
haftadan uzun süre ele gelen sertlik veya kitle,
•
Meme derisinde kalınlaşma, şişme, renk değişikliği,
•
Meme başında kalınlaşma, kızarıklık veya yara
olması,
• Memede veya meme başında içeri doğru
çekinti olması,
• Memenin şeklinde değişiklik,
•
Meme başlarının pozisyonlarında değişiklik,
• Meme
başında ortaya çıkan akıntı.
MAMOGRAFİ NEDİR ?
Mamografi, düşük dozda çekilen bir meme
röntgen filmidir. Memede, muayene ile saptanamayacak
kadar küçük anormalliklerin tespit edilmesi amacı ile
çekilir. Mamografinin gerçek değeri budur. Çünkü, bu
sayede, hastalık muayene ile tespit edilebilecek
safhadan önce saptanır. Bu nedenle kesin hayat
kurtarıcıdır. Kırk yaşını geçen kadınlar her yıl veya
iki yılda bir mamografi çektirmeli ve her yıl uzman bir
hekime meme muayenesi olmalıdır. Elli yaşını geçen
kadınlar ise her yıl mamografi çektirmeli ve hekime
muayene olmalıdır.
MAMOGRAFİ NE ZAMAN ÇEKTİRİLİR ?
Mamografi çekilirken meme, iki tabaka
arasında birkaç saniye hafifçe sıkıştırılır. Bu nedenle
memelerin en az hassas olduğu zamanda mamografi
çekilmesi, özellikle memeleri hassas kadınlara
önerilmektedir. Adet bitimini takip eden hafta,
memelerin hassasiyetinin en az olduğu zamandır. Ayrıca
adet bitimini takip eden hafta, hormonal nedenlerle
memelerin şişliği en alt düzeydedir ve bu sırada daha
iyi sonuçlar alınmaktadır. Bu sebeplerden dolayı
herhangi özel bir durum olmadıkça, mamografi çekiminin,
adetin bitimini takip eden haftada yapılması
önerilmektedir.
MAMOGRAFİ ÇEKTİRMEYE GİDERKEN NELERE DİKKAT
ETMELİ ?
Mamografi çekilirken
belden yukarısı çıplaktır. Bu nedenle çekime gelirken
iki parça elbise giyilmesi önerilir. Bu sayede çekim
sırasında belden üstü kolaylıkla çıkartılabilir. Filmi
etkileyebileceğinden, koltuk altlarına deodorant, talk
pudrası, losyon gibi şeyler sürülmemelidir.
MEMEDE BİR KANSER
VARSA MAMOGRAFİ İLE MUTLAKA TANI KONUR MU ?
Bazı meme kanserlerini mamografi ile
görmek mümkün olmaz. Bazen de görülse bile mamografiyi
okuyan hekim fark etmeyebilir. Bu nedenle mamografiyi
değerlendiren hekimin tecrübe ve bilgisi çok önemlidir.
Buna ek olarak mamografiyi çeken teknisyenin bilgi ve
tecrübesi de filmin iyi çekilmesinde etkilidir.
Mamografiyi çeken aygıtın son teknolojiye uygun olması ,
aletin sürekli teknik bakımının ve kalibrasyonunun
yapılması filmin kalitesini yükseltmekte ve kanserin
yakalanma olasılığını artırmaktadır. Bütün bu personel
ve teknolojik şartlar yerine getirilse bile mamografi
ile kanserin atlanma olasılığı % 20 dir. Buna rağmen
mamografi hala bilinen en iyi toplu tarama tekniği olma
özelliğini korumaktadır.
MEMEDE BİR KİTLE TESPİT EDİLDİĞİNDE NE
YAPILMALI?
Memede bir kitle tespit
edilince bunun kanser mi, yoksa başka bir hastalık mı
olduğu araştırılmalıdır. Şunu önemle vurgulamak gerekir
ki, memede saptanan her kitle kanser değildir. Bu
nedenle, memede şüpheli bir kitle saptanınca, hemen
korkup telaşlanmaya ve paniğe kapılmaya gerek yoktur.
Memede bir kitle saptandığında, bir hekime başvurarak
daha ileri tetkiklerin yapılması gereklidir.
MEME KANSERİ
NASIL TEDAVİ EDİLİR ?
Son yıllarda
meme kanseri tedavisinde oldukça önemli gelişmeler
olmuştur. Bir çok tedavi olanakları ortaya çıkmıştır. Bu
olanaklar, önemli ölçüde, hastalığın saptandığı safhaya
göre değişir. Hastalık ne kadar erken safhada saptanırsa
tedavi olanağı ve seçeneği o kadar fazla olmaktadır.
Meme kanseri tedavisi, günümüzde, uzmanlardan
oluşan ekiplerce yapılmaktadır. Böyle bir ekip içinde
cerrah, onkolog, radyasyon onkoloğu, radyolog, patolog,
psikolog, plastik cerrah, fizyoterapist gibi, tıbbın
değişik dallarından bir araya gelmiş ve özellikle
çalışma alanları meme kanseri üzerinde yoğunlaşmış
hekimler bulunur.
MEME AMELİYATLARI NELERDİR
?
Günümüzde meme kanserinin
tedavisinde, cerrahi girişimin birkaç farklı uygulaması
vardır. Bu uygulamalar temel olarak, memenin alınmadan
korunmasına yönelik olanlar ve memenin tümünün
çıkartılmasına yönelik olanlar olarak iki ana gruba
ayrılmaktadır. Bunlara ek olarak da, alınan memenin
yerine, plastik cerrahi teknikler ile yeniden meme
rekonstrüksiyonu yapılması ameliyatları vardır
KEMOTERAPİ NEDİR
?
Kanser hücrelerini öldürücü
ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu ilaçlar ağızdan veya
damardan verildikten sonra tüm vücuda yayılır.
Genellikle, aynı anda birkaç ilaç birlikte verildiğinde
daha etkili olduklarından, değişik kombinasyonlar
halinde verilirler. Kemoterapi, belirli bir süre verilir
ve sonra ara verilir. Bu aralarda hastanın kendisini
toparlaması sağlanır. Daha sonra tekrar bir süre ilaç
verildikten sonra ara verilir.
Bazı olgularda
lokal olarak yapılan cerrahi tedaviye ek olarak, ilaç
tedavisi de eklemek gerekebilir. Hastalarda cerrahi
tedavi sonrası yapılan tetkiklerde, herhangi bir bölgede
kanser kalmamış olsa bile, koruyucu önlem olarak bir
süre ilaç tedavisi yapılabilir. Bu tedaviye adjuan
kemoterapi denir.
HORMON TEDAVİSİ NEDİR ?
Bazı meme kanseri hücreleri,
içerdikleri hormon reseptörleri (algılayıcıları)
aracılığı ile dişilik hormonu olan östrojene duyarlı
olabilir. Yani, östrojen hormonu bu kanser hücrelerinin
büyümelerine ve artmalarına neden olabilir. Hormon
tedavisinde amaç, bu şekilde östrojen reseptörü içeren
ve bu hormona duyarlı olan kanser tiplerinde, östrojen
etkisinin ortadan kaldırarak kanserin gelişmesinin
önlenmesidir. Bu amaçla günümüzde kullanılan ilaç,
tamoxifendir. Tamoxifen tedavisi, genellikle en az iki
yıl ve en fazla beş yıl sürmektedir.
IŞIN TEDAVİSİ (RADYOTERAPİ)
NEDİR?
Işın tedavisi, meme bölgesine
ve koltuk altına uygulanarak, cerrahi girişimden sonra
kalma olasılığı olan kanser hücrelerinin öldürülmesini
sağlamak amacı ile yapılır. Bu tedavinin de, diğer
tedaviler gibi bazı yan etkileri vardır. Bu tedaviyi
gören kadınların çoğu halsizlikten yakınırlar. Memede
şişme ve ağırlık hissi ortaya çıkabilir. Bu yan etki
yaklaşık bir yılda kendiliğinden kaybolur. Tedavi edilen
bölgedeki deri, güneş yanığı rengini alabilir. Bu da
yaklaşık bir yıl içinde azalır.
ERKEKLERDE MEME KANSERİ GÖRÜLÜR MÜ
?
Kadınlara kıyasla daha az
görülmekle birlikte, erkeklerde de meme kanseri
görülebilir. Her 100 meme kanserinden birisi erkeklerde
görülür. 1993-1997 yılları arasında, erkeklerde görülen
meme kanseri oranı % 50 artış göstermiştir. Bu nedenle
erkeklerin de bu konuda duyarlı olmaları gereklidir.
DÜNYADA MEME
KANSERİ GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?
Meme
kanseri bir çok ülkede, kadınların en korkulu sağlık
sorunu olma özelliğini taşımaktadır. Günümüzde ABD' de,
sekiz kadından birisi meme kanserine yakalanmaktadır. Bu
oran Avrupa ülkelerinde on kadında birdir. Meme kanseri
ile ilgili sayıları şu şekilde sıralayabiliriz;
• 1950-1970 yılları arasında ABD' de, 1milyon
kadın meme kanseri nedeni ile hayatını kaybetti. Bu sayı
ABD'nin 2. Dünya savaşı, Kore ve Vietnam savaşlarında
kaybettiği insan sayısından fazladır.
• 1998 yılında
Avrupa'da 1 milyon kadın, meme kanserin nedeni ile
tedavi görmektedir.
• 2000 yılında dünyada 1 milyon
kadına, yeni meme kanseri tanısı konacaktır.
•
Dünyada her 11 dakikada 1 kadın, meme kanseri nedeni ile
hayatını kaybediyor.
• Dünyada her 3 dakikada 1
kadına, yeni meme kanseri tanısı konuyor.
TÜRKİYEDE MEME
KANSERİ GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?
Türkiye' de sağlıklı bir istatistik
bulunmuyor. Gerek beslenme, gerekse iklim açısından,
ülkemiz şartlarına yakın sayabileceğimiz bir Akdeniz
ülkesi olan İtalya istatistiklerini ülkemize
uyguladığımızda, Türkiye' de her yıl 30 bin kadın meme
kanserine yakalanmaktadır.
Sayılar soyut
kavramlar oldukları için fazla bir anlam taşımayabilir.
Fakat bir an durup düşünürsek, yakın çevremizde, akraba
ve dostlarımız arasında, bu sorun ile karşılaşmış birkaç
tanıdığımızı, mutlaka anımsayacağız. Sorunun hiç de
sandığımız kadar bizden uzak olmadığını, güç de olsa
kabul etmeliyiz.
DÜNYADA MEME KANSERİ ARTIŞ GÖSTERİYOR MU?
Hastalığın diğer bir özelliği de,
görülme sıklığının artıyor olmasıdır. Kırk yıl önce 1960
yıllarında, ABD' de yirmi kadından birisinde meme
kanseri görülürken, günümüzde sekiz kadından birisinde
meme kanseri görülmektedir. Hastalığın gösterdiği bu
artış, tüm gelişmiş batı ülkelerinde izlenmektedir. Meme
kanseri görülme oranı artış göstermekle birlikte,
teknolojik gelişme ve erken tanı olanaklarının artmasına
bağlı olarak, meme kanseri ölüm oranı aynı kalmıştır,
artmamıştır.
MEME
KANSERİNDEN ÖLÜM ORANI YÜKSELİYOR MU?
Batı ülkelerinde sivil toplum
örgütlerinin çalışmaları ve hükümetlerin sağlık
politikaları sonucu, meme kanseri ile ilgili toplum
bilinci oldukça yüksek seviyede gelişmiştir. Bunun
sonucu erken tanı olanakları yaygın olarak kullanıldığı
için, meme kanserine bağlı ölüm oranı düşük kalmaktadır.
Türkiye' de ise, bu konudaki toplum bilinci
yeterince gelişmemiştir. Erken tanı olanakları
yetersizdir. Bu olumsuzlukların sonucu, Türk kadını meme
kanseri konusunda çağdaş erken tanı olanaklarından
mahrum olduğu için, tanı çok geç konulmaktadır.
Hastaların büyük bir çoğunda, ilk tanı sırasında çok geç
kalındığı için,uygulanacak tedavi seçenekleri fazla
olmamaktadır.
MEME KANSERİ TOPLU TARAMASI NASIL YAPILIR
?
Mamografi, memenin röntgen
filminin çekilerek, kanserin erken dönemde saptanmasına
yardımcı olan bir yöntemdir. Bu yöntem ile, toplumda
belirli bir yaşın üstündeki tüm kadınların meme filmi
çekilerek, meme kanseri erken safhada yakalanmaya
çalışılır. Bu şekilde toplumda meme kanseri taramasının
yapılabildiği mamografiye, tarama mamografisi denir.
Tarama mamografisi, dünyada en yaygın kullanılan
meme kanseri erken tanı yöntemidir. Amerikan Kanser
Enstitüsü, 40 yaş üzerindeki her kadının, yılda bir defa
mamografi çektirmesini ve uzman bir hekim tarafından
muayene edilmesini önermektedir. Türkiye'de gelişmiş
teknolojik donanımlı mamografi merkezlerinin sayısı
sınırlıdır. Bu aygıtların kalibrasyonu düzenli olarak
yapılmamaktadır. Filmi çeken teknisyenlerin eğitim
düzeyleri yeterli değildir. Bu filmi okuyup
değerlendiren bir radyoloji uzmanın deneyimli olabilmesi
için, yılda en az 8 bin mamografi filmini
değerlendiriyor olması gereklidir. Türkiye'de tüm bu
özellikleri taşıyan tanı merkezi sayısı oldukça azdır.
MEME KANSERİ
TEDAVİSİNİ KİM YAPAR?
Meme
kanserinin tedavisi, günümüzde multidisipliner bir
yaklaşım gerektirmektedir. Hastanın ilk ameliyatını
yapan cerrah, ilaç tedavisini uygulayan onkolog, ışın
tedavisini uygulayan radyasyon onkoloğu, tanı
konulmasında kilit rol alan patolog ve plastik cerrah
mutlaka bir ekip çalışması içinde birlikte hastayı ele
almalı ve hastanın tedavisini birlikte planlamalıdır. Bu
hekimler meme kanseri konusunda yeterince bilgili ve
uzmanlaşmış olmalıdır. Alınan memenin yerine,
rekonstrüksiyon yapılarak hastaların bedensel
kayıplarının en aza indirilmesi, çağdaş meme kanseri
tedavisinin ayrılmaz parçasıdır. Bu nedenle plastik ve
rekonstrüktif cerrahi, bu ekip içinde yerini almalıdır.
Meme kanseri sadece hastayı değil, çevresindeki
insanları da psikolojik olarak önemli ölçüde etkileyen
bir sosyal bir sorundur. Böyle bir ekip içinde
psikolojik desteği sağlayan psikoloğun bulunması,
mutlaka gereklidir. Hastaların hemen tümü büyük bir
bilgi açlığı içindedir. Özellikle beslenme konusunda
kendileri yeterince bilgilendirilmemektedir. Ekip içinde
bulunan bir diyet ve beslenme uzmanı, bu açığı
kapatacaktır. Bu ekiplerin birlikte çalıştığı meme
poliklinikleri, gelişmiş ülkelerin çoğunda vardır.
Yapılan bilimsel araştırmalar, meme kanseri
hastalarının, bu konuda uzmanlaşmış kliniklerde tedavi
görmeleri ile, çok daha başarılı sonuçların alındığını
göstermiştir.
MEME REKONSTRÜKSİYONU NEDİR ?
Ameliyat ile alınan memenin yerine
plastik cerrahi tekniklerinden yararlanılarak ameliyat
ile yeniden meme yapılmasıdır. Eski görüşe göre bu
ameliyatlar meme alındıktan en az 2 yıl sonra yapılması
öneriliyordu. Fakat günümüzün gelişmiş teknolojik
olanakları sayesinde artık memenin alındığı ameliyat
sırasında plastik cerrahi teknikleri kullanılarak hemen
yeni meme yapılabilmektedir. Ameliyat sonrası vücut
görünümü korunduğu için hastanın morali ileri derecede
yükselmektedir. Bunun sonucunda hastalık nedeniyle
ortaya çıkan psikolojik sorunlar çok daha kolay
atlatılabilmekte, hasta normal yaşama çok daha kolay
dönmektedir.
MEME
PROTEZİ NEDİR?
Meme ameliyatı olmuş
ve plastik rekonstrüksiyon yapılmamış kadınlar, beden
görümlerini korumak amacı ile protez meme
kullanmaktadır. Batı ülkelerinde bu konuda eğitimli
protez hemşireleri, hastanın ölçülerini almakta ve uygun
protezin seçimine yardımcı olmaktadır. Bu hizmet, eğitim
ve deneyim gerektirmektedir. Ülkemizde bu protezlerin
satışı, sıradan satış elemanlarınca yapılmakta ve ülke
alım gücünün çok üzerinde ücret istenmektedir. Uygun bir
organizasyonla, bu sorun çözülebilir ve ücret üçte bire
düşürülebilir. Bu sayede hizmet toplumun tüm kesimlerine
yayılabilir.
sayfa
başı
|