Mantar Zehirlenmeleri

 

Dr.Sezin Aşık Akman
Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Pediatrik Gastroenteroloji Hepatoloji ve Beslenme Uzmanı

Ülkemizde özellikle ilkbahar ve sonbaharda mevsimsel olarak görülen ve ölümle sonuçlanan bitkisel kaynaklı zehirlenmelerin % 50’sini oluşturan mantar zehirlenmeleri önemli bir halk sağlığı sorunudur.  Yağışlı mevsimlerin  ardından  mantar yetişme oranının arttığı ve bu  mantarların,  genellikle düşük gelir grubundaki  aileler tarafından besin olarak tüketildiği bilinmektedir. Son yıllarda büyük kentlere  göçün artması nedeni ile bu kentlerde mantar zehirlenmesi sıklığının arttığı gözlenmektedir. Kırsal kesimde yaşayan bireyler, toplumsal kültürle zehirli mantarları tanırken, göç ettikleri bölgelerde bu ayrımı yapamadıkları ve zehirli-zehirsiz ayrımı doğru olarak yapılamayan mantarların tüketilmesinin zehirlenmeye neden olduğu düşünülmektedir.    

Yeryüzünde yaklaşık 5000 mantar türü bulunmasına karşın, insanlar için zehirli olan mantar türlerinin sayısı yüzün altındadır. Şapkalı mantarlar olarak bilinen ve yenebilen mantarların içerdiği bazı zehirli bileşiklerle oluşan hastalık tablosuna mantar zehirlenmesi veya micetismus denir. Yenebilen ve zehirlenmelere neden olmayan mantarlarla, zehirli mantarların kesin ayırıcı özellikleri yoktur, halk arasında mantarların görünüşleri, vahşi hayvanlar tarafından yenmemeleri, yetiştikleri bölgeler gibi özelliklerine göre zehirli mantarların belirlenebileceğine ilişkin bilimsel dayanağı olmayan inanışlar vardır. Doğada yetişen mantarlar arasında zehirli- zehirsiz ayrımı yapmak çok güçtür. Ancak bu konuda uzmanlaşmış bilim adamları ve ileri laboratuvar olanakları ile bu ayrım yapılabilir.

Besin olarak kullanılan ve tüketilmesinde sakınca olmayan mantar olarak tanımlanan, kültür mantarı (Agaricus bisporus) özel koşullarda üretilen, toksin içermeyen  bir mantar türüdür.  Özellikle et ve sebzenin yeterli olmadığı ülkelerde alternatif besin kaynağı olarak önerilen değerli bir besindir.

Zehirli mantarlar, içerdikleri toksin grubuna göre çok farklı klinik bulgulara ve ölüme neden olabilirler. Bu klinik bulgular belirli bir latent dönemden sonra ortaya çıkar. Zehirli mantarların organizma üzerine etkileri içerdikleri toksin gruplarına bağlı olarak değişebilir, mantarların  oluşturdukları klinik tablolara göre sınıflandırılmaları ve tedavinin bu sınıflamaya göre yapılması kabullenilen bir yaklaşımdır.

Klinik Sınıflandırma:   

1.Otonom Sinir Sistemini etkileyen mantarlar

a.Coprinus sendromu

Etkenleri: Coprinus altamentarius, Clitocybe clavipes

Toksinleri: Coprine, muskarin

Klinik bulgular: Latent dönem 30 dakika - 5 gün arasındadır. Yüz ve boyunda kızarma, ağızda metalik tat, kol ve bacaklarda karıncalanma, hipotansiyon, taşikardi,  anksiyete, terleme, kardiak ritm bozuklukları, bulantı ve kusma. Spesifik antidot yoktur. Semptomatik ve destekleyici tedavi uygulanır.

b.Muskarin sendromu

Etkenleri: İnocybe türleri,  Clitocybe türleri

Toksin: Muskarin

Klinik bulgular (kolinerjik tablo): Latent dönem 30 dakika - 2 saattir. Terleme, salivasyon, lakrimasyon, kusma, ishal, kolik ağrı, miyozis, hipotansiyon, bradikardi, bronkospazm. Spesifik antidotu atropindir. Mortalite % 5 olarak bildirilmektedir.  

2.Santral Sinir Sistemini etkileyen mantarlar

a.Pantheria sendromu

Etkenleri: Amanita muscaria, Amanita pantheria

Toksinleri: İbotenik asid, müsimol

Klinik bulgular (antikolinerjik tablo): Latent dönem 30 dakika - 2saattir. Baş dönmesi, koordinasyon bozukluğu, konuşma güçlüğü, ataksi, kas spazmları, görme - işitme bozuklukları, nadiren karın ağrısı, kusma ve ishal. Antidotu yoktur, semptomatik tedavi uygulanır, ölüm nadirdir.

b. Psilosibin sendromu

Etkenleri: Psilocybe türleri,  Conocybe türleri

Toksin: Psilosibin 

Klinik bulgular (halusinojenik tablo):  Latent dönem 30 - 180 dakika arasındadır. Baş dönmesi, baş ağrısı, aşırı neşe- öfke krizleri, yer ve zaman kavramının bozulması, hipotansiyon, bradikardi  görme- işitme halusinasyonları başlıca klinik bulguları oluşturur. Semptomatik tedavi uygulanır, mortalite % 1’den azdır.

3.Gastrointestinal Sisteme etki eden mantarlar

Gastrointestinal sendrom

Etkenleri: Agaricus xanthadermus, Boletus satanas, Entoloma lividum

Değişik yapıda izole edilememiş birçok toksin neden olur, latent dönem 30 dakika - 2 saattir.  

Klinik bulgular: Bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, anksiyete, terleme, salivasyon, şok. Tedavi semptomatiktir.

4. Renal etkilenmeye neden olan mantarlar

Etkenleri: Cortinarius orellanus, Cortinarius orellanoides 

Toksin: Orellanin 

Klinik bulgular:  Latent dönem 36 saat - 17 gündür. Baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas - eklem ağrısı, oligüri, anüriye neden olabilir. Antidotu yoktur, renal hasarlanmada hemodiyaliz, periton diyalizi uygulanabilir.  

5.Hücresel hasara neden olan mantarlar

a.Gyromitra sendromu

Mantar türü:  Gyromitra esculenta           

İçerdiği toksin:  Giromitrin ve parçalanma   ürünleri

Klinik bulgular: Latent dönem 6- 12 saattir (1.evre). İkinci evre (gastroenterit dönemi): Baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı, kusma, kanlı ishal, dehidratasyon, hipotansiyon ve kas ağrısı. Üçüncü evre ikinci latent dönem olarak adlandırılır. Dördüncü evre (hepatorenal dönem):  Sarılık, hemoglobinüri, anüri, hepatomegali, ateş, koordinasyon kaybı, eksitasyon, midriazis, tonik-klonik konvülziyonlar, koma ve ölüm. Tedavide, mide lavajı, lavman, aktif karbon uygulamasının ardından, sıvı-elektrolit tedavisi, piridoksin HCl, hipoglisemide dekstroz infüzyonu, renal yetmezlikte diyaliz, sedatizasyon için diazepam kullanılır.  

b.Phalloides sendromu

Mantar türleri: Amanita phalloides,  Amanita versa  

İçerdiği toksin:  Amatoksinler

Klinik bulgular: Latent dönem 6 - 24 saattir.

1. evre: 1. latent dönem (ortalama 6-12 saat)

2. evre: Gastroenterit dönemi (24 saat) Ateş, bulantı, kusma, sulu ve kanlı ishal, dehidratasyon, hipotansiyon, taşikardi, hiperglisemi.

3. evre: 2. latent dönem: Hastanın klinik olarak düzeldiği, hatta hatalı olarak taburcu edilebildiği, serum transaminaz, üre, kreatinin düzeylerinin yüksek seyrettiği dönemdir.  

4. evre: Hepatorenal dönem: Mantarın alımından sonraki 3-4. günlerde tedaviye karşın hepatik yetmezliğin belirgin hale geldiği, ağrılı hepatomegali, sarılık, hipoglisemi, koagülopati, bilinç bozukluğu, delirium, oligüri, anüri, koma, metabolik asidoz, renal yetmezlik ile seyreden klinik tablodur. EKG’de ileti bozuklukları ve taşikardi izlenebilir. Hastaların % 60-90’ı 6-16 günde   karaciğer ve/veya renal yetmezlik nedeni ile kaybedilir. Tedavi Gyromitra sendromu’na benzerdir, penicilin G antidot olarak kullanılabilir.

Mantar Zehirlenmelerine Genel Yaklaşım

TANI: Mantarın ne zaman alındığı, ilk bulguların ortaya çıkma zamanı, aile ve /veya çevrede zehirlenme olup olmadığına ilişkin ayrıntılı öykü alınmalıdır.

LABORATUVAR YÖNTEMLERİ:

*Taze mantar örneğinin incelenmesi

*Toksinlerin kromatografi ve radyoimunoassay metodlarla saptanması

*Tam kan sayımı, elektrolitler, transaminazlar, böbrek fonksiyon testleri, EKG

TEDAVİ:

*Toksinin uzaklaştırılması ve emiliminin azaltılması

*Antidot (Atropin,silibinin, piridoksin, metilen mavisi, atropin..) tedavisi

*Destek tedavi

-Hava yolu, dolaşım desteği

-Sıvı-elektrolit tedavisinin düzenlenmesi

-Endikasyonu olan hastalarda hemodiyaliz, karaciğer transplantasyonu  

-Sedatizasyon, steroid tedavisi,K vitamini

Mantar yeme öyküsü ile izleme alınan semptomsuz hastalarda klinik ve laboratuvar bulgular normalse 24-36.saatte takip sonlandırılır.

Öyküsü pozitif, gastroenterit bulguları olan hastalarda, transaminaz değerleri normal ise, 72. saatte tedavi sonlandırılır.

Latent dönemi uzun olan zehirlenmelerde karaciğer ve böbrek hasarının değerlendirilmesi için laboratuvar bulguları iyi monitorize edilmelidir, Amanita phalloides zehirlenmelerinde izlem süresi en az 5 gün olmalıdır. 

Sonuç olarak, kültür mantarı olarak bilinen tür dışında, doğadan toplanmış tüm mantarların tüketilmesi durumunda mantar zehirlenmesi adı altında tanımlanan ve ölümcül seyredebilen klinik tabloların gelişimi söz konusudur. Bilinmeyen bir mantar yeme öyküsü olan bireylerin,  semptomlarının başlangıcında, erken dönemde en yakın sağlık kuruluşuna başvurması önerilmelidir. Mantar zehirlenmelerini ve bu zehirlenmelerden kaynaklanan ölümleri en aza indirmek için, toplumun ve birinci basamaktan başlayarak tüm sağlık çalışanlarının bilinçlendirilmesi gereklidir. Mantar ile beslenmenin tek güvenilir yolunun marketlerden alınabilen kültür mantarlarının tüketilmesi olduğu her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.

Sağlık Bakanlığı Zehir Danışma Merkezi: 0 800 314 79 00

Kaynaklar

  1.  Diaz JH. Evolving global epidemiology, syndromic classification, general management, and prevention of unknown mushroom poisoning. Crit Care Med 2005; 33(2): 419-26. 
  2. Berger KJ, Guss DA. Mycotoxins revisited:Part II. J Emerg Med 2005; 28(2): 175-83.
  3. Özcan N. Mantar zehirlenmeleri. Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı Zehir Araştırma Müdürlüğü, Derleme
  4. Soldo I, Kucan Z, Timarac J, Mihaljevic I, Matijevic M, Peric L, et al. Mushroom poisoning. Coll Antropol 2007; 31(4): 1099-1103.
  5. Kaufmann P. Mushroom poisonings: syndromic diagnosis and treatment. Wien Med Wochenschr 2007; 157(19-20):493-502.
  6. Erguven M,Yilmaz O, Deveci M, Aksu N, Dursun F, Pelit M, Cebeci N.  Mushroom poisoning. Indian J Pediatr 2007; 74(9): 847-52.
  7. Durukan P, Yildiz M, Cevik Y, Ikizceli I, Kavalci C, Celebi S. Poisoning from wild mushrooms in Eastern Anatolia region: analysis of 5 years. Hum Exp Toxicol 2007; 26(7): 579-82.
  8. Işıloğlu M, Gücin F,  Mat A. Kasım 1994'de İstanbul'da meydana gelen mantar zehirlenmeleri.  Ekoloji Çevre Dergisi  1995;14: 22-28.
  9. Aji DY., Çalışkan S, Nayır A, Mat A, Can B, Yaşar Z, Özşahin H, Çullu F, Sever L.  Amanita phalloides zehirlenmesinde hemoperfüzyon. İstanbul Çocuk Klinik Dergisi 1992; 27: 51-54.
  10. Bresinsky A, Besi H. A Colour Atlas of Poisonous Fungi. Wolfe Publishing Ltd. London, 1990
  11. Deutsch M, Koskinas J, Kountouras D, Archimandritis AJ. Amanita phalloides poisoning: reassesment of prognostic factors and indications for emergency liver transplantation. J Hepatol 2007; 47(5): 728-9.
  12. Wessely M, Schönermarck U, Raziorrouh B, Jung MC, Samtleben W. Orellanus syndrome: a rare cause of acute renal failure. Dtsch Med Wochenschr 2007; 132(37): 1880-2.

 

sayfa başı

geri
Ana Sayfa
Kaynak : İzmir Sağlık Müdürlüğü