Kalp
Hastalıkları: Kalp, çok hassas bir organdır. Küçük bir hastalıktan
zarar görür. Yüreği besleyen koroner damarların bir pıhtıyla tıkanması hâlinde
“kalp enfarktüsü” denen çok tehlikeli bir hastalık ortaya çıkar. Bu
rahatsızlıktan dolayı kalp kası yeterli derecede beslenemediğinden zamanla
bozulur. Bunun sonucunda göğüste şiddetli ağrılar duyulur. Buna “göğüs anjini”
denir. Göğüs anjini, kalp enfarktüsü sonucudur. Şiddetli kalp enfarktüsleri
öldürücüdür. Halk arasında kalp enfarktüsü, “kalp yetmezliği” olarak da
bilinir.Sağ ve sol kulakçıklar arasındaki perde üzerinde çukurca bir nokta
bulunur. Bu nokta, bebek ana karnındayken delik hâlinde olur. Bebek doğmadan
önce bu delik kapanır. Nâdir durumlarda delik kapanmaz. Çocuk, kulakçık
perdesi delik olarak doğar. Bu durumda, sağ kulakçıkta bulunan kirli kanla sol
kulakçıktaki temiz kan karışır. Bu tip hastaların rengi mavimtrak görünür.
Bunun için bu hastalığa “mavi hastalık” adı verilir. Bu hastalıkların
tabipleri, tıp doktorlarıdır. Tıp ilminde, bu hastalığı tedâvi etmek için
birçok usûller ve âletler geliştirilmiş ve geliştirilmektedir.
Kalp krizi Kalp krizine sebeb olan en büyük faktör, damar
sertliğidir. Damar sertliği vücuttaki bütün atardamarları etkilediği gibi
koroner arterleri de etkilemektedir. Bu hastalık yıllarca devâm etmekte,
hiçbir önleyici tedbir alınmadığı takdirde kalp krizi ile sonlanabilmektedir.
Fakat genellikle kalp krizi ortaya çıkmadan önce göğüs ağrıları ile
karakterize, angina pektoris denen haberci bir hastalık tablosu ortaya
çıkmaktadır.Küçük yaşlarda başladığı ileri sürülen damar sertliği, genellikle
40 yaşından sonra angina pektorisle kendini göstermektedir.Tipik angina
pektoris şöyledir: Hasta bir güç sarf ettiğinde (yürümek, koşmak, merdiven
çıkmak), sinirlendiğinde âni olarak îmân tahtasının gerisinde bir ağrının
olduğunu söyler ve elini yumruk yaparak yerini gösterir. Yâni ağrı tek bir
noktada değildir. Ağrı baskı tarzında bir ağrıdır. Özellikle sol kola, çeneye,
boyna ve hattâ karna ve sağ kola da yayılabilir. Bâzan çenede diş ağrısını
andırabilir. Bu ağrı nöbeti genellikle 1-10 dakika kadar sürer. Bu hastaların
çoğu, birtakım tedbirlerle oldukça sağlıklı ve rahat bir hayat sürerek
yıllarca yaşayabilirler. Fakat bu hastalarda dâimâ kalp krizi ve buna bağlı
âni ölüm tehlikesi vardır. Beslenme ve vücut dengesine sürekli dikkat
etmelidir.Kalp krizinin diğer sebepleri arasında yüksek tansiyon, kalp
kapaklarındaki darlıklar, koroner damarların kendiliğinden uzun süreli olarak
kasılarak daralması (spazm) da sayılabilir. Ayrıca koroner arterlerin kalpten
gelen bir pıhtı, bir yağ parçası veya hava kabarcığı ile tıkanması da kalp
krizine nâdir de olsa yol açabilir.
Kalp krizi ile hastada görülen durumlar:
En belirgin olanı göğüs ağrısıdır. Bu ağrı, yukarıda anlatılan angina
pektorise benzer. Farklı olarak, şiddeti daha fazladır, dinlenmekle, ilâç
almakla geçmez, ısrarla devâm eder. Hasta soğuk soğuk terler, arasıra
bulantı-kusma da eşlik eder. Hasta şiddetli bir ölüm korkusu içerisindedir.
Ağrı bâzan kısa süreli olabilir, çoğu zaman yarım saati geçer veya saatlerce
sürer; günlerce devâm ettiği de olur. Hastalar son haftalar veya günler içinde
patlak veren ilk angina pektoris nöbetlerinden veya eski nöbetlerin son
zamanlarda sıklaşıp ağırlaştığından bahsederler. Hastalar bâzan gerçek bir
ağrı duymadıklarını ifâde ederler ve göğüslerinin ortasında bir sıkıntı, bir
huzursuzluktan söz ederler. Fakat bir kalp krizinin gerçekten hiç ağrısız
oluşu, çok nâdir bir durumdur.Nabzın dolgunluğu ve hızı normal olabilir. Fakat
ritm bozukluğu sık görülür. Tansiyon genellikle yavaş yavaş düşer. 24 saat
sonra 38°C’yi bulan bir ateş görülebilir. Bu belirtilerin çoğu birkaç gün
içinde kaybolur, devâm etmeleri hastalığın ağrılığına bağlıdır.Hastanın durumu
ve elektrokardiyografi ile kolayca teşhis konulur. Ayrıca kanda bâzı
enzimlerin (serum kreatin fosfokinaz, serum glutamik oksalasetik asit
tansaminaz vb.) yükselmesi de yol göstericidir.
Kriz anında Kalp krizi teşhisi konulan hasta, derhal sırtüstü yatırılır, güç
sarf etmesi önlenir. Yeterli oksijen alması sağlanır. En kısa zamanda
hastaneye nakledilir. Hastanedeki İstirahat ve rehabilitasyon programı
hastadan hastaya değişir.
Tansiyon: Kan basıncı ya da tansiyon, kalbin kasılması sırasında, pompalanan
kanın damarlar üzerine yaptığı basınçtır. Buna tıp dilinde büyük tansiyon adı
veriliyor. Kasılmadan sonra kalp kası, kanı içine doldurmak için gevşer ve
damar üzerindeki basınç düşer. Bu sıradaki basınca da küçük tansiyon deniyor.
Hipertansiyon şikayetleri neler?
Tansiyon yükselmesi sonucu ortaya çıkan yakınmalar çarpıntı, baş dönmesi ve
normalden çabuk yorulma. Hastalığın ileri aşamalarındaysa burun kanaması,
idrarla kan gelmesi, baş dönmesi, göğüs ağrısı ve nefes darlığı olabilir.
Hipertansiyonun nedenleri neler?
Hipertansiyonlu hastaların büyük bir çoğunluğunun hastalık nedenleri
bilinmiyor. Ancak kalıtımın büyük rolü olduğu düşünülüyor. Nedeni bilinen çok
küçük bir kısmıysa böbrek hastalığına, hormonal bir hastalığa, bazı ilaçlara
ve bazı kalp hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkabiliyor.
Tansiyonla Mücadele:
Her beden tipinin yüksek tansiyon tedavisi çok farklıdır. Doktor tarafından,
önce insana bakılır, o insanın özellikleri, hangi "dosha" (biyoloji,
psikolojik, kimyasal beden özellikleri) tipinde olduğu saptanır; onun sonucuna
göre tedavi belirlenir.
*Dasha denilen 3 tip tansiyon vardır. Bunlar vata, pitta ve kapha diye
adlandırılıyor.Her üç dasha tipinin de ayrı ayrı tansiyonları var.
*Kapha beden tipi bir kişide, yüksek tansiyon daha çok sıvı birikmesine, daha
fazla toksin birikmesine bağlı olabilir. Bu kişilerde boşaltıcı tedaviler,
fazla sıvıyı atıcı, tuzu ve bu "dosha"yı dengeleyici diyet ve bitkisel tedavi
ön planda tutulur. Bu tipe bağlı tansiyonlarda mutlaka bir kilo artımı,
yağlarda, kolesterolde bir yükselme, damarların sertleşmesi, ödem, astım,
cildin aşırı yağlı oluşu, şeker hastalığı bronşit gibi "Kapha" belirtilerinden
bir ikisi olabiliyor."Kaphalar" ın tansiyonu yavaş yavaş, geç olarak yükselir
ama bir kere çıktı mı progressif olarak yüksek kalır.
*Vata tipi yüksek tansiyonda ise daha çok spazm yani bir gerginlik
sözkonusudur. Bunda sıvıyı atmak yerine tam tersine daha çok sıvı vermek,
kuruluğu, soğuğu ve spazmı gidermek, gevşemeyi sağlamak ön planda. "Vata"
beden tipindeki bir kişide kabızlık, gaz, çarpıntı, clit kuruluğu, sedef,
endişe, evham, heyecan, telaş uykusuzluk gibi bazı "Vata" belirtileri
olabilir. Bu kişilerin tansiyonunda genel bir düzensizlik vardır."Vatalar"ın
yüksek tansiyonu düzensizdir. Bir iner, bir çıkar, doktor tansiyonu ölçerken
fırlar. Rahatlayınca hemen düşer. Daha çok zihinsel yorgunlukla ilgilidir.
* Pitta tipinde ise, doktor metabolizma ile ilgili ayarlamayı yapması
gerekiyor. Pitta beden tipinde olan bir kişide ise tansiyona ek olarak öfke,
hırs, sıcak duygular, terleme, saç dökülmesi, aşırı susama, midede ekşime,
yanma, sivilceler, lekeler olabiliyor.."Pittalar"ın tansiyonu beslenmeyle ve
bazı şeylerle çok ilgili olabiliyor.
* Bu nedenle önce kişinin, kim ve ne olduğunu, nasıl davranıp besleneceğini
bilmesi gerekiyor; hangi bitki çayları, nokta masajları, kokular, hangi ısı
Geri
|